15 Haziran 2007 Cuma

Doom Metal'in Yaratıcılarından ; Candlemass


CANDLEMASS

Doom Metal'in belki de yaratıcıları diyebiliriz onlar için..1986 yılında çıkardıkları "Epicus Doomicus Metallicus" adlı albümle hem bugün Doom Metal dediğimiz müziğe isim babası olmuş hem de o zamandan bugüne başarılı bir şekilde gelmiş İsveçli bir grup.. Birçok kaynakta Heavy Metal diye tanımlansalar da yaptıkları müzik saf Doom Metaldir.




Grup hakkında konuşmadan önce isminden bahsetmek istiyorum. "Candlemas" isimli Hristiyanlar'ın dini bir gününden almakta grup adını. Candlemas; İsa'nın doğumundan kırk gün sonraki gün yani iki Şubatta kutlanır, aynı zamanda Meryem'in arınmasını sembolize eder. Grup da zaten dini öğeleri barındırır çalışmalarında. Konserlerinde hac figürleri görmek mümkündür. Müzikal anlamda yorumlamak gerekirse, ilk etkileşimleri Black Sabbath'tan olmuştur. Zamanla kendi tarzlarını yaratıp ilerlediler.Grubun kurucusu; Leif Edling kendi grubu Nemesis'ten ayrıldıktan sonra Candlemass'ın temellerini attı ve grup 1986'da ilk albümleri ve Doom Metal dünyasında hala daha bir köşe taşı olma özelliğini koruyan "Epicus Doomicus Metallicus" u piyasaya sürdü.

Bu albümü 1987'de "Nightfall" takip etti,ve grup bu tarihten sonra üyelerinde bir değişiklik yaşadı; "Messiah Marcolin" ki Candlemass deyince akla gelen ilk isimdir , Lars Johansson ve Jan Lindh gruba katıldılar ve bu kadrodan oluşan Candlemass , grubun müzik hayatının en başarılı dönemi olarak kabul edilir.



İlerleyen yıllarda "Ancient Dreams" (1988) ve "Tales Of Creation" (1989) ı çıkardılar ve 1990'da ise bir konser albümü yayınladılar, ve bu tarihten sonra çıkan bir anlaşmazlık yüzünden Messiah Marcolin gruptan ayrıldı.Marcolin'in gruptan ayrılmasından sonra Tomas Vikström vokal yapmaya başladı ve 1992'de "Chapter VI" isimli albümleri piyasaya çıktı fakat bu diğerleri gibi başarı getiremedi ve grup dağılma kararı aldı.İlerleyen birkaç yılda Leif Edling grubu tekrar ortaya çıkarmaya çalıştı ve"Dactylis Glomerata" albümleri piyasaya çıktı ve bunu takip eden birkaç sene içinde de Black Sabbath ilhamıyla "From The 13th Sun" dinleyicilere sunuldu.Uzun süren aradan sonra grup üyeleri tekrar birleşmeye karar verdiler ve eski çalışmalarından toplamalar yaptılar, pek çok başarıl sahne şovlarına imza attılar,konser DVD'leri yayınladılar ve çok da şaşırtmayan bir sonuçla tekrar dağıldılar,bu sırada Leif Edling yeni projelerle müzik yaşamına devam etti.



Bu ayrılık fazla uzun sürmedi ve 2004'te tekrar bir araya gelen grup 2005'te son albümleri "Candlemass" ı piyasaya sundular. Ve bu albümle 2005 albümleri içinde Top 20ye girmeyi başardılar,gene aynı yıl İsveç Grammy Ödülüne layık görüldüler. Bu yeni birleşmeden sonra pek çok konserler veren hatta ülkemize de gelen grup maalesef gene dağılma tehlikesi ile gündemde. Messaih Marcolin gruptan hiç dönmemek üzere ayrıldığını açıkladı gene şaşkınlığa uğrattılar hayranlarını.Messaih Marcolin'in ayrılığıyla ilgili pek çok şey söylenmekte kimisi yeni grubuna ağırlık vermek istiyor derken kimisi yeni şarkılarda anlaşmazlık yaşadıklarını söylüyor.Umarız bu ayrılık da diğerleri gibi olur ve Candlemassgene Candlemass olur.

White Lion Biyografisi

Şöyle bir 24 sene öncesine gidelim.. Gerçi o zamanlar ben yoktum ama o kervana katıldım.. 24 sene önce başlayan efsane köklerini sağlamlaştırarak 1992’ye kadar geldi ancak devamı gelmedi.. O duygulu sololar, vokaldeki insanın içine işleyen ses, hislere tercüman olan sözler, hiçbir zaman unutulmayacak eserler ve başyapıtlar bırakmak, birçok ismin öncüsü olmak..

Sololar ve vokal değil de sanırım bu son saydığım iki şey, kalıcılık ve öncülük, efsane tanımlamasına "cuk" oturuyor. O zaman White Lion için bir efsane demek en doğrusu olacaktır.





Efsane 1982’lere kadar gidiyor. Mike Tramp, grubu Mabel and Studs’I Danimarka’dan New York’a, ikinci albümlerini kaydettikleri yere getirdi. Bu ülke değişiminden sonra daha uygun bir isim gerekti ve Lion ya da New York’ta yaygınlaştığı haliyle The Danish Lions olarak değiştirdiler. Mike, Vito ile grubu Dreamer’ın L’Amour’daki bir konserinde tanıştı. L’Amour’s’dan beraber sahne aldılar. İkisi de birbirinden etkilendi. Mike ise Vito’nun seviyesinin o zamanki Lion’dan çok yukarılarda olduğunu söylüyor.

Efsane 1982’lere kadar gidiyor. Mike Tramp, grubu Mabel and Studs’I Danimarka’dan New York’a, ikinci albümlerini kaydettikleri yere getirdi. Bu ülke değişiminden sonra daha uygun bir isim gerekti ve Lion ya da New York’ta yaygınlaştığı haliyle The Danish Lions olarak değiştirdiler. Mike Lion’ın haricinde bir de bar programlarında çalıştığı bir grupla sahne alıyordu. Vito Bratta ile de bu bar konserlerinden birinde tanıştı. L’Amour’s’dan beraber sahne aldılar ve tanışmaları gerçekleşti. İkisi de birbirinden etkilendi. Mike ise Vito’nun seviyesinin o zamanki Lion’dan çok yukarılarda olduğunu söylüyor.

Mike Danimarka’ya döndükten kısa bir sure sonra Lion dağıldı. Bunun üzerine Mike New York’a geri döndü ve Vito’yu aramaya başladı. Eskiden çalıştığı bara, L’Amour’a gitti. Burada görevli bir kadın Mike’I Vito’ya ulaştırdı. Tam dab u dönemde Vito’nun grubu Dreamer dağılmış, Vito da boşta kalmıştı. Bunun üstüne Mike ve Vito güçleri birleştirip beraber çalışmaya karar verdi. Bu mükemmel ikilinin ilk eseri; Broken Heart oldu.

1983’ün başların grup anlamında birşeyler yapmaya karar verdiler ve Vito’nun eski grubu Dreamer’dan Mike Arbeny davulda, bassta ise Bruce Terkildsen olmak üzere birleştiler. Daha sonra grup White Lion adını aldı ve kadro değişikliğine gidildi. Davula Nicky Capozzi, bassa ise Bruno Ravel geldi. Bu dörtlü demo kayıtları yapmak için stüdyoya girdiler ve bu kayıtlar daha sonra ilk album olan Fight To Survive’I oluşturdu.

Grup demo kayıtlarını bitirir bitirmez bassçı Bruno Ravel yerini Felix Robinson’a bıraktı. Elektra Records ile imzalanan anlaşmanın hemen ardından ilk albümü, Fight To Survive’I kaydetmek için stüdyoya girdi grup.

Nicky Capozzi gruptan ayrıldıktan sonra yerine Greg D’Angelo, Anthrax’ın eski davulcusu geldi. Felix Robinson ise yerini yine Anthrax’tan Dan Spitz’in abisi Dave Spitz’e bıraktı. Bu değişiklikler olurken albüm Japonya’da Grand Slam etiketiyle raflara çıktı. Grup albümlerinin Japonya’da çıkışının şerefine bir Japonya Turnesi düzenledi.

Fight To Survive’ın başarısı Amerikalı birçok yayımcı şirketin ilgisini White Lion’a çevirdi. Ve kısa bir sure sonra da grup Atlantic Records ile anlaşma imzaladı. Bu arada da Dave Spitz gruptan ayrıldı ve bassa James Lomenzo geldi. Lomenzo’nun katılımıyla efsane White Lion kadrosu, listelerde en başı çeken White Lion kadrosu tamamlanmış oldu. 1986’da Frankfurt’a giderek Hotline Stüdyoları’nda yeni albüm üzerine çalışmaya başladılar.

Bir yıllık bir çalışma döneminin ardından 1987’de Pride yayınlandı. Albüm 10 tane mükemmel parçadan oluşuyordu. Greg ve James’in can alıcı ritmleri, Vito’nun inanılmaz melodileri ve Mike’ın eşsiz vokali.. Başta albümün beklenen başarıyı kazanamayacağı düşünülüyordu.. Taa ki “Wait” ortalığın tozunu attırana kadar.. Wait’in başarısını Tell Me ve When The Children Cry izledi. Ayrıca albümde All You Need Is Rock N Roll ve All Join Our Hands gibi kült parçalar da vardı.

Bu albümün turnesi yaklaşık iki yıl sürdü. 1988 Kasım’ında bitten turnenin hemen ardından grup hiç dinlenmeden yeni albüm için stüdyoya kapandı. 1989’da Big Game albümü yayınlandı. Big Game yayınlandığı sırada Pride hala listedeki yerini koruyordu. Albüm Little Fighter, Cry For Freedom, Going Home Tonight gibi klasikleşmiş parçaları barındırıyordu. Grup tekrar yollara döküldü ve yine büyük bir tune düzenledi.

Bu sefer dinlenmiş olarak tekrar stüdyoya giren grup son albümleri olan Mane Attraction’u kaydetti. Yeni albümle birlikte Love Don’t Come Easy gibi mükemmel parçalar girdi Hard N’ Heavy dünyasına. Ayrıca Vito-Mike ikilisinin ilk parçası olan Broken Heart dab u albümdeydi. Bunların dışında da Lights And Thunder ve birçok düğünde çalınmışlığı olan Till Death Do Us Apart gibi inanılmaz parçalar vardı. Tabi enstrumental ve bir virtüözlük abidesi Blue Monday ile Vito’nun Stevie Ray Vaughan tribute olarak yaptığı ve kendisiyle harmanladığı War Song’u unutmamak lazım. Hemen ardından da yeni bir dünya turnesi düzenlendi.

90ların başında patlayan grunge furyasıyla birlikte ilgi buraya yöneldi. Tam da bu kritik dönemde Greg ve James gruptan ayrıldı. Mike ve Vito yola bassta Tommy T-Bone Caradonna ve davulda Jimmy De Grasso ile devam etti. Ama uzun sürmedi. Son White Lion konseri Eylül 1991’de, Boston//The Channel’da düzenlendi.

White Lion 1980-1990 yıllarında rock müzik arenasına damga vurdu. WL, müziği, tarzı ve sahne şovlarıyla diğer gruplardan ayrılıyor, özünü ortaya koyuyordu. İnanılmaza ritmler, Vito’nun güçlü gitarı ve Mike’ın vokali White Lion’ın müziğini şekillendiren öğelerdi. Müzik piyasasının zorlukları sonunda Mike ve Vito’yu pes ettirdi ve WL aktif kariyerini bitirdi.

Biyografi biterken Mike Tramp’ten bir alıntı:

“ Bizim dağılmamızdaki en büyük etken, açık konuşmak gerekirse, dışardaki insanlar; emeğimizi adadığımız, müziğimizi yönlendiren insanlar. Ve yeni birileri yüzünden bizi unutan Atlantic Records idi. İşin sonuna doğru Pride’I kaydeden grup olmaktan çıkmaya başlamıştık. Yönümüzü kaybetmiştik. Ve gereksiz insanları memnun etmeye çalıştığımızı farkettik. Little Fighter ve Wait’in özünün dayandığı noktalardan uzaklaşmaya başlamıştık.”

Son olarak; Vito uzun zamandır çalışmıyor. James ile Greg ise çeşitli projelerde yer aldılar. Mike, solo kariyerinde Freak Of Nature adıyla bir grup kurdu ve yola devam etti. 2005’te ise eski ruhu bir araya getirmeye ve Mike Tramp’s White Lion adıyla geri dönmeye karar verdi.

Ve Mike Tramp’in White Lion’I bu karardan bir sene sonra ve ilk kez ülkemize geliyor! Wait, Broken Heart, Radar Love, Hungry.. ve daha nicesi.
Hepsini efsaneden dinleyebileceğiz! Gönül ister ki WASP gibi bir seyirci felaketi yaşanmasın..


14 Haziran 2007 Perşembe

The Crow (mixed with Charon - If, and Sentenced - Mourn)

MEGADETH Bateristi Shawn Drover , Yeni Albüm İle İlgili Konuştu !



MEGADETH
grubunun bateristi Shawn Drover , çıkardıkları yeni albümün ( United Abominations ) listelerdeki başarısı hakkında yorumlarda bulundu.

"Yeni albümün başarısının bizi nasıl mutlu ettiğini bilemezsiniz ! Onun üzerinde gerçekten çok çalıştık. Sizlere en iyisini vermek için uğraştık. Şuan çok güzel bir durumda olduğumuzu size belirtmek isterim. Dışarı çıkıp albümümüzü alan herkese çok teşekkürler !"




Albümün ilk hafta sıralanışı şöyle:
Finland: #2
Canada: #5
USA: #8
Sweden: #15
Austria: #17
Norway: #21
UK: #23
Australia: #23
Italy: #24
Germany: #28
Ireland: #31
Switzerland: #38
France: #40
Netherlands: #49

GREAT WHITE'ın Yeni Albümünden Parça Örnekleri Dinlenebilir Durumda !

GREAT WHITE 'ın yeni albümü "Back To The Rhytm" 31 Ağustos'ta piyasalarda !

Çalışmanın en büyük özelliği ise grubun RE-UNITED kadrosuyla kaydedilmesi.
Albümdeki parçaların Audio Sample'ları ise internetten dinlenebilir durumda.

25. yıl kutlamaları nedeniyle reunion düzenleyen grubun kadrosu şöyle: Jack Russel , Mark Kendall , Audie Desbrow , Michael Lardie ve Sean McNabb.
Yeni albüm "Back To The Rhytm" , grubun gitaristi Michael Lardie tarafından mixlendi.
Ayrıca Great White bu yaz turneye çıkmayı da planlıyor.



Parça listesi şöyle:
01. Back to the Rhythm
02. Here Goes My Head Again
03. Take Me Down
04. Play On
05. Was It the Night
06. I'm Alive
07. Still Hungry
08. Standin' on the Edge
09. How Far is Heaven
10. Neighborhood
11. 30 Days in the Hole (European bonus track)
12. Just Yesterday

Parça örnekleri için buraya tıklayın !

IRON MAIDEN Bulgaristan - Sofya'yı Salladı !


IRON MAIDEN
, Bulgaristan - Sofya'da tam 30.000 kişi önünde muhteşem bir konser verdi !

4 Haziran'da verilen konserde , fanlara çok özel bir setlist ve sahne şovu hazırlandı.

Children Of The Damned'den yeni albümdeki parçalara kadar birçok klasik Lokomotiv Stadyumunda seslendirildi .
Steve Harris'in kızı Lauren Harris de Iron Maiden'dan önce sahne aldı.
Grup , Bulgaristan'a tam 7 tır ile gitti. Yapılan açıklamada tırların içindeki malzemelerin toplam ağırlığı 30 ton olarak bildirildi.
Konserden güzel bir klip ( 135 MB ) ise haberin devamında indirilebilir.



01. Different World
02. These Colours Don't Run
03. Brighter Than a Thousand Suns
04. Wrathchild
05. The Trooper
06. Children of the Damned
07. The Reincarnation of Benjamin Breeg
08. For the Greater Good of God
09. The Number of the Beast
10. Fear of the Dark
11. Run to the Hills
12. Iron Maiden

13. 2 Minutes to Midnight
14. The Evil That Men Do
15. Hallowed Be Thy Name

Konserden resimler için : http://metal.best.bg/v2/news.php?news_story=3515&lang=EN

Klip için: http://metal.best.bg/metal_files/Image/maiden/horror_maiden.mpg.mpeg

SLAYER'ın 8 Haziran'daki Download Festival Performansının Tamamı Online !



SLAYER
'ın 8 Haziran'da Download Festival - Donnington'da verdiği konserin tamamı online ve izlenebilir durumda.

26. yılını kutlayan grup , 'SPIN' anketlerinde de "En İyi Live Performans" dalında birinci oldu.

Grup geçtiğimiz aylarda ilk Grammy Ödülünü de aynı dalda kazanmıştı.



Tüm konseri izlemek için : TIKLA